10

Kas

2016

Berlin Gezisi

Fazla yurtdışı tecrübesi olmayan biri olarak yeni yeni gezmeye başladım. San Francisco’da iken şehir yapısı, kültürel yapı, insanların davranışlarından ve düzenlerinden çok etkilenmiştim. Orada bu hayranlığın karşısında en çok duyduğum şeylerden biri de Berlin’i gör oldu. Tabi bu söylemi duymam da orada yaşayan bir arkadaşımın da etkisi fazla oldu.

Berlin’e Firebase Summit için gitme planı yaptık madem gideceğiz diyip kendimize gezecek zamanda yaratmak amacıyla etkinlikten 2 gün önce Berlin’de olacak şekilde plan yaptık.

Berlin’in kültürel yapısı ve buna sahip çıkıyor olması gerçekten beni etkiledi. Gittiğimiz her yer başarılı şekilde korunmuş ve restore edilmişti. Ulaşım açısından da çok rahat hareket ettik. Hava soğuk ve zaman zaman yağmurlu olmasına rağmen mümkün olduğunca yürümeye özen gösterdik. Yürümediğimiz zamanlarda ise metro hatlarını kullandık. Her yere kolayca ulaşmak mümkün. Aşağıda daha detaylı şekilde bilgi vermeye çalışacağım.

Ulaşım

2 hafta önce almamıza rağmen Pegasus ile uygun fiyata bilet alabildik. Sabiha Gökçen Havalimanından hareket edip Schönefeld havalimanına indik. Buradan 4–5 dakikalık yürüyüş mesafesi ile metroya ulaştık. Otobüs ile gitmek isteyenler için havalimanı önünden kalkan otobüslerde bulunuyor. RB14 ve RE7 trenleri ile yaklaşık yarım saatte şehir merkezinde olabiliyorsunuz.

İstasyonlarda bulunan otomatlardan bilet alabilirsiniz. Günlük, 2 günlük, 3 günlük ve 1 haftalık gibi seçenekler bulunuyor. İsterseniz tek sefer olarakta alabiliyorsunuz. Ulaşım açısından şehir A-B-C alanları olarak 3 alana ayrılmış durumda. Havalimanına gidecekseniz C’yi de kapsayan bilet almanız gerekiyor. Şehir içinde iseniz A-B alanlarını kapsayan biletler yeterli.
Otomatlarda olan güzel bir özellikte Türkçe desteği bulunuyor 🙂

Havalimanında infodesk’ten şehir haritası, ulaşım ağı haritası, şehir rehberi gibi birçok dökümana ücretsiz olarak ulaşabiliyorsunuz.

Konaklama

Otel fiyatları biraz fazla geldiği için hostel de kalmaya karar kıldık. Booking üzerinden Baxpax Downtown Hostel/Hotel i bulduk ve burada 5 kişilik karma yatakhane de kaldık. Hostelin yerini ve durumunu gitmeden önce çok araştırmamıştık ama gidince çok memnun kaldık. Odalarda tuvalet ve duş ayrı olarak bulunuyor, günlük olarak odalar temizleniyor. Giriş katında restoranı ve takılabileceğiniz alanları bulunuyor. Friedrichstrasse’e çok yakın olması nedeniyle her yere kolayca ulaşabiliyorsunuz.

Yeme-İçme

İlk gün kahvaltıyı hostel de yaptık, bizdeki kadar geniş olmasa da açık büfe kahvaltı sunuyorlar. Açık büfe kahvaltı alırsanız sıcak içecekler için bulunan otomattan istediğiniz kadar alabiliyorsunuz. Kişi başı 7 euro olarak belirlemişler fiyatı.

Akşam yemeği için Hallesches Tor durağına doğru giderken dönerci gördük oraya girdik. Dürüm döner istedik ve söyleyelim ki Türkiye’ye göre dürümleri daha dolu yapıyorlar. Yanlış hatırlamıyorsam 2.5 euro verdik bir dönere.

Daha sonrasında önerilen yerlere bakarken Peter Pane’i keşfettik. Mekan ve hizmet olarak inanılmaz başarılı bir mekan. Buraya hayran kaldık diyebiliriz. Sonraki günlerde akşam yemeklerini burada yedik. Çok güzel hamburgerler yapıyorlar ve hamburger fiyatları 7–11 euro arasında değişiyor.

Genelde içecek olarak çoğu yerde bira tercih ettim. Fiyatlar 2–5 euro arası markalara göre değişiyor.

Peter Pane

Gezdiğimiz Yerler

Şehir içine dağılmış şekilde birçok kültürel alan bulunuyor. Buraların hepsini gezmek için iyi plan yapıp zaman ayırmak gerekiyor. Biz kısıtlı zaman ve soğuktan dolayı her yeri gezemedik. Müzeler için çeşitli bilet seçenekleri var. Müze adası olarak geçen alanda bulunan müze kart ile gezebiliyorsunuz. Müze giriş fiyatları 7–15 euro arasında değişiyor. Sıkı bir planınız varsa müzekart hakkında daha fazla bilgi almanızda fayda var.

Berliner Dom

Katedral ilk olarak 1700lerin ortasında Johann Boumann tarafından Baroktarzında tasarlanmıştır. 1822’de Karl Friedrich Schinkel neo-klasik bir tarzda yapıyı yeniden modellemiştir. 1894 yılında Alman imparatoru II. Willhelmkilisenin yıkılarak yeniden yapılmasını emretmiştir. Mimar Julius Raschdorff tarafından yeniden Neo-barok tarzında tasarlanan katedral 1905 yılında bitirilmiştir. II. Dünya Savaşı boyunca ağır hasar gören katedral, 1975–1981 yılları arasında bu kez mimar Günter Stahn tarafından tasarlanarak yeniden yapılmıştır.

Katedral içerisinde Martin Luther’in heykelinin de içersinde bulunduğu birçok heykel bulunmakta. Katlarda turistler için oluşturulmuş sesli ve görüntülü anlatımlar bulunuyor. Bunları kullanarak tarihçesi ile ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.

Brandenburger Tor

Brandenburg Kapısı (Almanca: Brandenburger Tor) Almanya’nın Berlinşehrinin ana sembollerinden biridir. Hemen kuzeyinde Reichstag bulunur. Soğuk savaş boyunca, Reichstag Batı Berlin’de, Brandenburger Kapısı Doğu Berlin’de bulunmuştur. Kapı 1788–1791 yılları arasında yapılmıştır.

Holocaust Memorial

Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı (Almanca: Denkmal für die Ermordeten Juden Europas) veya Holokost Anıtı (Almanca: Holocaust-Mahnmal) Almanya’nın başkenti Berlin’de Holokost’da hayatlarını kaybetmiş Yahudilere adanmış bir anıt mezardır.

Holocaust Memorial

Berlin Wall Memorial

Burada Berlin duvarından kalan bir kısım anıt olarak bırakılmış. Duvardan geçmeye çalışırken hayatını kaybeden insanlar için de bir alan duruyor. Etrafta bulunan otomatlar aracılığı ile de tarihçesi ile ilgili bilgi alabiliyorsunuz.

Bizim hostelden aldığımız harita da duvarın hattı da bulunuyor. Berlin’i nasıl ayırdığını, nereden başlayıp nasıl devam ettiğini görebiliyorduk.

Berlin Duvarı, (Almanca: Berliner Mauer) Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin’de yapımına başlanan 46 km uzunluğundaki duvar.

Batı’da yıllarca “Utanç duvarı” (Schandmauer) olarak da anılan ve Batı Berlin’i abluka altına alan bu betondan sınır, 9 Kasım 1989‘da Doğu Almanya’nın, isteyen vatandaşlarin Batı’ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı.

Naturkundemuseum

En uzun zamanı geçirdiğimiz müze burasıydı. Doğal yaşam müzesi diyebileceğimiz bu yerde minerallerden göktaşlarına, dinazorlardan günümüzdeki canlılara kadar bilgi alabiliyorsunuz.

Müze içerisine yapılan bir alanda evrenin varoluşu ve güneş sistemimiz ile ilgili detaylı bilgi alabildiğiniz bir alan bulunuyor. Ayrıca burada yaptıkları bir platform ile özellikle çocuklara evrenin nasıl varolduğunu ve geliştiğini göstermenin en iyi yolunu bulmuslar. Yukardan aşağı doğru gelen platformun üzerine yansıtılan projeksiyon ile büyük patlamadan başlayıp günümüze kadar gelen süreç anlatılıyor daha sonra platform tekrar yükselirken şu anda keşfedebildiğimiz alan ve bilgiler aktarılıyor.

Küçük İstanbul

Berlin’de küçük İstanbul diye anılan bir bölge bulunmakta. Kottbusser Tordurağında inip burayı görebilirsiniz. Berlin’de Türk nüfusunun en yoğun olduğu alan burasıymış.

Sonuç olarak Berlin çok güzel ve kültürel bir şehir burayı mutlaka görmenizi öneririm. Biz havalar soğukken gittiğimiz için tam istediğimiz verimde gezemedik. Yaza doğru tekrar gitmeyi istiyorum.

About Author

Yusuf Çakmak

Teknoloji ile ilgilenmeyi seven, herhangi bir teknolojiye kendini ait hissetmeyen, zaman buldukça farklı dilleri, kütüphaneleri, cihazları denemeye çalışan kendi halinde biriyim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir